Sunday, April 23, 2017

Suzy ve Suzy






Masal battaniyemizin altinda gecirdigimiz karli bir haftasonundan geriye kutlamasini evde yaptigimiz 23 Nisan bayramimiz kaldi. Kalbi oyle istemedigi icin partiye gitmekten vazgecti. Bu karar beni biraz gicik etmedi degil fekat sarildik film izledik. Mary Poppins'i cok sevdik.  Erigin eksi ama muhtesem tadindan soz ettik akita akita. Bir ara bana su gunlerde cok sert oldugumu, benimle konusmaktan keyif almadigini soyledi. Kafam o kadar daginik ki ortami duzeltmek icin ricadan ziyade emirlere yigilip kalmis gibiydim sanki ve her hareketine daha cok mudahale etmistim belli ki. Hakliydi, ozur diledim. Yine sarildik. Tatli yaptik, susledik. Elinin degdigi her sey daha kiymetliydi. Cunku o yapmisti, o suslemisti, o tasimisti tabaklari. Her seyimiz ayniydi ve o aynilik acayip mutlu ediyordu.
Simdi uyuyor, gidip gelip sariliyorum. 23 nisan sarilma gunumuz kutlu olsun!

Hava imkan tanisaydi Wes Anderson' Moonrise Kingdom'indan esinlenip daha cok Suzy olacaktik. Hatta ben (Goknurella) Penelope olacaktim efil efil elbisemle. Her seyin uzerine kar yagdi. Mutlulugu havaya birakmamistik neyse ki , oldugu kadar guzeldik:) iyi ki bayramdi; tatli tatli.

Friday, April 21, 2017

felekten bir gün










 yağmurun yağışına dırdır edecek değiliz. Kafamız dummadumdummadumsa  verelim biraz karbonhidrat biraz kırmızı sonra kahveye gidelim. film izlemeyi başka bir kafam attı gününe bırakalım ki canına okumayalım günün. tüm kalbimizle dışrıda olmayı istiyoruz çünkü. çok şükür kampüs buna yetiyor. leylaklar donmadan açabilse bari, kırmız japon çiçekleri de donmamış, süs erikleri erkenden döküldü zaten.  pıt pıt dolaştığımız yağmurla eve döndük. F'nin yanında olmak ne iyi geldi.

her şeyi bir kenara bırakalım. koşturmaktan sıkıldım, dedim kendi kendime. merak duygularım da bir eksik. böylesi daha iyi belki de insan ne istediğine neyi istediğine daha iyi yoğunlaşabiliyor. okumak istediklerim, dinlemek istediklerim, izlemek istediklerim, giymek istediklerim, öğrenmek istedikler  vıdı bıdı .... bile şekiller değiştirerek geliyor. bu çok hoşuma gidiyor. dikiş dikmeyi öğrenmek istiyorum, adabınca çizebilmek istiyorum, içinde daha çok yol geçen  ve İzlanda filmi izlemek istiyorum, ülke ülke çocuk filmlerini derleyip izlemek istiyorum,sünen kitaplardan uzaklaşmak kendi seçkimi oluşturmak istiyorum, kampa gitmek istiyorum dağlara tırmanmak istiyorum.

tüm bunlar için içimdeki kikirtiyi susturmuyorum.

Tuesday, April 18, 2017

İstanbul'a
























8 Nisan 2017
İstanbul
''Ben İstanbul'a gidiyorum'' diye diye geçirttiği bir haftaiçinden sonra gece treniyle İstanbul'a vardığımızda İstanbul sanıyorum zihninde martı gibi bir şeydi. Simitlerle beslenen martıları izlemeyi çok sevmişti İstanbul'u merak edip izletince. Martıların kendi kadar olduğunu görünce belki bu fikrinden vazgeçmiştir ama İstanbul bana insan kusan martı gibi göründü adeta. Trenden aldığı merak ertesi gün motor(vapur) bıraktı yerini ve  Totoro film müziklerini dinleyerek vardığımız adayı görünce atlara binmeyi gözüne kestirdi. Bir yukarı bir aşağı bakınca zihnimizde kocaman tebessümle yerleşmiş 'yürüme sevdası' hoşuna gitmemişti belli ki. Yürüdük.İki mıkmık üç adım, beş  adım üç mıkmık derken baya yürüdük. Komik, tatlı mı tatlı bir havada adada olmak, adanın nazik insanlarıyla sohbetle geçen güzel bir gündü. O güne dair en çok dondurma, en çok yürüyüş kaldı aklında:) Atlara binmezsek bir daha gideceğini sanmıyorum. Atlara yazık değil mi? bir sonraki vuruş.

N ve O ve Öykücüm bizi uğurlamaya geldiler. Sohbet öyle güzeldi ki az kalsın otururken kaçıracaktık. Bu belki F'nin hayatına 'otururken kaçırdıkları' uçaktan sonra güzel bir anı olarak eklenecekti. Uzun zamandır arkamı dönüp el salladığım birileri olmamıştı, öyle kıymetliydi ki. Keşke daha uzun bir zaman dilimine konabilsek ve acelesini bulutlara verip yollasak günün. belki bir gün.

Zaman çabuk geçti ve daha çok yollardaydık. Hepimize iyi geldi bu hediyesine bağlanmış doğumgünü:iyi ki doğduk.

Çok önemli bir karar olarak bisikletimi LiLa renge boyamaya karar verdim. Bu bahar bana her şey LiLa.

Tuesday, April 4, 2017

35mm kış












Kodak 35mm film
Ankara
2016-2017

Soğuk öğleden sonralarına sıcak fırın kokusuyla katlandığımızda kış pencereden buhar olup süzülüyordu. Akşamüstünün maviliğinin kısa bir anlığına uğrayıp acelesi varmış gibi koşturup durmasına artık alışmıştık. Bu yıl alışamadığımız şey erken saatlerde gece gibi karanlık otobüslere binmekti. Gündüzün yavaş yavaş şoför aynasından hepimizin yüzünde aydınlanmaya başlaması, güneşi gördüğümüz için sonsuz şükür. kış gibi geldi geçti kış. Bereketli bir yaz olsun önümüz.

Monday, April 3, 2017

3 nisan neşe doluyor insan....











3 Nisan 2017
Ankara

 Doğumdan günler önce karşıma çıkıp beni deli bir heyecana, umuda sürüklemişti Cem Karaca'nın bu şarkısı. Şimdi bile seviçten ağlatabilir beni, umuttan ağlatabilir. İnsan biminikle başbaşa kalınca yaşadığı o tuhaf döngüyü başka hiçbir zaman yaşamıyor sanırım. Deneyimsizlikse eğer, bam! tam üstündeyiz. Bazı sevgilerin deneyimi çok yoğun olduğundan saçmalamakla karışık doğruyu bulmaya varıyormuşuz. İyi ki dediğimiz, büyük konuşup sessizce yuttuğumuz, yargılamanın ötesine bizi ışık hızında atan ulular ulusu yavru. Sen çok yaşa, sen çok yaşa. Seninle uyandığım, sizinle uyandığım her gün hep bahar. Bazen sağanak ağlasak da hep beraber çoğunlukla güneşli. Anlamsa eğer seninle yerine oturdu. kendisine bir şey yüklemiyorum artık, yaşamaya dair ne varsa işte hep beraber: iyi ki pitikalım oldun. 

bugün sen çok gençsin yavrum
hayat ümit neşe dolu
mutlu günler vaad ediyor
sana yıllar ömür boyu
ne yalnızlık ne de yalan üzmesin seni
doğarken ağladı insan bu son olsun bu son
doğarken ağladı insan bu son olsun bu son