Thursday, January 12, 2017

lalaland





4 ay kaldı. endişeden diş etlerime kaşıntı giriyor, hart hart kaşıyamadığımdan dilimde yaralar oluşuyor. ortam kasvetli. yaşamak da bir suç gibi yaşamamak da: tutarsızlıklar toplumu.  gördüğüm de göreceğim de bu kadar aslında. hepimiz tekrarlayan yaşamlarız. kimimiz fazla kopyacı ama -mış gibi işinde uzman olduklarından fazlasıyla mutlu ve de huzurlu ve de tatminkar. kolay bir yaşam dilerdim. zorladığınla kaldığın gibi olanından değil.

bu sıkıntı içinde tutunduğum şeyler kitaplar ve filmler oluyor. bugün F ile lalaland' i izlemeye gittik. iyi duygularla ayrıldık.kaçamak yapan liseliler gibi kikirdeyip durduk. gündüz filme gitmenin kötü yanı dışarıda bekleyen göz kamaştıran aydınlık. sonra kocaman kocamn karlar dökülmeye başladı. güzeldi işte.

kek yaptım. kuşlara buğday bıraktım. çay demledim, botlarımı sildim. tüm bunları yapaken hiçbir şey düşünmedim. yapılan eyleme göre beynin dinlenme alanları. ama işte bulgur köftesi yoğururken fıldır fıldır dönmeye başladı o beyin. neler düşünüp neler halledemedim. kaç hayal sığardı kim bilir?

köpek balıklarının dengesi'ni okuyorum. ne türlü ilişkiler ve ne türlü kabulleniş, yaşamlar var. biz mesela daha adını bile anamazken duygularımızın. ''köpek balıkları gibi dümdüz ilerleyebilmeyi isterdim'' diyor Sofia. ben de, ben de.

No comments:

Post a Comment