Wednesday, May 31, 2017

sabah- öğle- ikindi- akşam where is kuşluk?

sabah:

çünkü insan sabah çok erken saatlerinden  beri uğraşıp yapamadığı eflatun turna kuşu için ağlar. maksat dökülmek olsun. bak işte! mükemmel ağlayamam. hah!

öğle:
ruhuma şifa olmasını istediğim ezgiler adeta bir bela idi. kafamdaki tuhaflık kocaman bir ağrıya dönüşüp kanepeye kitledi beni.

ikindi:
sanırım daha çok ağrı çekmek için orta şekerli bir kahveyi yudumladım. emin değilim. kitaptaki cümleler ikişerleşerek kayboldular o arada. uyumuşum. güzeldi düşüm: kitap yazıyordum kaçan kelimlerle.

akşam:

bir değişiklik oldu ve yağmur yağdı. okula kızımızı almaya gidecekken sağanağa döndü. dönerken güneş açtı. F gitti, ben ince giyinmiştim ve tek şemsiyeye sığamazdık. avını bekleyen tilki gibi sinmiş tam o köşeden çıkmalarını bekliyordum. konuşaan bir fotoğraf yakalamak, armağan etmek istiyordum. olmadı, arkadan araba geçti hiç hesapta yokken. ben de kuğuyu bir kırmızı şemsiye ile bıraktım, suda gezindi.


2 comments:

  1. Ama sen pek güzel yazıyormuşsun, igden takip ediyormuşum da bloğunu bilmiyormuşum. Çok hayıflandım kendime, ah bu sosyal kalabalık, körlük yaratıyor bazen, olsun buldum sevdim, iyice bakmak istedim tüm yazılarına, ama sen yaz olur mu,
    Fotoğrafların da duygulu çok, onları da sevdim, sarıldım
    😊❤️❤️
    Sevgiler
    Morkalemlik

    ReplyDelete
  2. Teşekkürler Şaziye güzel sözlerin için. Burası hep kaçış, iç döküş, kendime yaklaşışım. Yazı hep olacak bu yüzden :)
    Sevgilerimle.

    ReplyDelete