Showing posts with label kodak. Show all posts
Showing posts with label kodak. Show all posts

Monday, April 25, 2016

işte bu kadar


Boyabat,
Ocak'16

küçük her şey. Mahalle hoparlöründen biz saygıdeğer hanımlara A dükkanındaki indirim süprizi.
İyi gümler dileriz.
Bereketli alışverişler.

Wednesday, April 20, 2016

Kara selviler altında bomboş düşüncelere uyanmak.




Sonbahar kışa güneşli girmişti, yürüyorduk gizli bahçede. Doğa ne harika, bahçe ne çok bahçe. Bir büyükçe kuşburnu ağacının altındaki masada bir şeyler anlatıyordum.Termostaki çaydan kaçan buhar inceden yükselip geri geliyordu. Güneş telaffuzsuz sesleniyordu: everything behind us


Doğanın muhteşemliğini farkettiğimden beri yani 2008 e tekabül ediyor bu, arkadaşlık beklentilerim yuvarlanarak koca bir sıfıra vardı. İnsanlar arkadaş olmak için değil de bir yangının külünü tek başına söndüremeyeceklerinden bir yakınlık peşindeler de o yangın sönünce işte 

'hayde bre! sonraki yangına kadar eyvallah. Başka söndürecek çok yangınım var' diye telasla kaçıyorlar. Yakınlaşmalar artık çok uzaklardan oluyor ve onlar gerçekten duygudaşlığa dönüyor. Bir arkadaşım var- ismi okuduğu kitaba göre değiştiği için hep merak :)- mesela anneliğin toz pembe olmadığı o günleri hiç tereddüd etmeden anlatabiliyoruz ve ben düşünce denizinde yanlışa mahal vermeden  bir ferahlama yaşıyorum. Daha konuşurken tükendiğini hissetmiyorsun.Yalın olduğu o an işte,  o samimiyetle sarılıyorsun. Berrak bir deniz, çakıl taşlarına değmeden geziniyoruz. Anneliğin virgül arası duraklarında muhabbetimiz iyi şeylere çıkıyor, uzaktan iyi etmelere. 

Beğenmek  mesela anlam kazanıyor. Güzel bir insan var, dokunduğu her şey güzelleşiyor. Kendisini görmezden gelemiyor ve haklı bana kalırsa. Öyle güzel diyor ki Dilcun: ''her şey tastamam olabilir ama ya ben kendimi saramıyorsam'' diye. Beni sarıyor bilmeden. Oturup ağlıyorum, İşte! o cümle ve kurmanın anlam ifade ettiği haliyle karşımda. İnsanın en büyük derdi kendisiyse?


 Seslendim, yakında dönecekmiş kendine, ben.





Zenit//Kodak 35mm
Bilkent' 16

Thursday, September 29, 2011

Bergama







Antik kente teleferikle çıkmak değişikti tabi;)
Devamı Berlin'de!
Temmuz' 11

Sunday, September 18, 2011

Ayvalik










Lacivert vespa üzerinde seyahat etmek gibi.ydi.
Temmuz' 11
(hasselblad 500cm + fisheye)

Thursday, March 17, 2011

Wednesday, March 16, 2011

Vişne ağacı çiçek açmıştır şimdi


Sabahları şöyle bir manzaraya uyanmak kadar güzel birşey olabilir miydi? Kahvaltıdan söz etmeyeceğim, semaver çayını düşünmeyeceğim bile. Ya sonra ormanda uzun yürüyüşleri? Asla! Haziranda vişneler kızarınca yine gideriz belki.

Ocak' 11
Boyabat
(lomo balıkgözü, kodak gold 200)

Sunday, January 23, 2011

blu

geçen gün yine geçen güne gittim de geldim.