Showing posts with label kodak film. Show all posts
Showing posts with label kodak film. Show all posts

Saturday, December 10, 2016

hepimizin çocukluğunu yaşıyoruz birlikte, çift dikiş.






Kasımın ılık günlerini sarı yapraklarla kutlarken fır fır dönen başımızı birbirimizden başkasına yaslayamıyacağımızı biliyorduk. Bu güven tüm her şeye bedel. Seviyordum, gittim konuştum: birbirimize küstük sonra kurabiye yapmayacakmışız gibi. Birbirimizde hem geçmiş hem gelecek oluyorduk.  Akşam ezanı okunmadan eve dönüyorduk, ve sadece ben gülümsüyordum.

Kasım'16
Bilkent
(nikon N80- kodakfilm)

Monday, December 5, 2016

Kırmızı başlıklı kız biy gün






bir salyangozla karşılaşmış. bişi olmamış sonra.
Kasım'16
Ankara
(nikon N80- kodak film)

Thursday, October 20, 2016

Pıt düştü yere


Bolu, Mayıs'16
35 mm (kodaktmax)
İnsan en çok kendine yalan söylüyor. En çok kendini kandırıyor. Sabahın bu erken vaktinde, gün daha uyanmamışken çekmek istediğim fotoğraflar bunlar değil, dedim penceredeki silüetime. Konuşmak istediklerim bunlar değil. konuşmak bile değilSıkıntısını çektiğim şey anlatamamak değil 'anlatma şeklimi bozuşum, unutuşum. Fotoğraf bir dil olmuştu oysa bana. Dilediğim kadar açılabildiğim. Azönce ne zaman sıkışsam zilini çaldığım röpörtajları okudum. Yüzüme kan geldi, sevinçten. Aynı satırlar beni hala dik tutuyor, hala bir anne eli gibi sırtımı sıvazlıyor: ''neden ve neyi bekliyorsun'' İnstagramdaki ben ile hissettiğim ben arasındaki uzaklık, insanları küçümsemek değil ama orda bir meselemin olmayışı; can sıkıntısı, kaçış. Daha çok filmle fotoğraf çekmek istiyorum. Karanlık odada onların yavaş yavaş suya gülümsemelerini bir de.

Thursday, June 23, 2016

pembe bir hal için kocaman çığlık ve belki biraz ...





Geçen yaz, Yalova,
kodak 200
nikon f80

Sürekli olarak bir neden sunmaya başlayınca insan karşısındaki her kimse bir samimiyetsizlik çıkıyor ortaya. Karşıdaki hayatın hızında, hem de kolaydan, seni düşünmeden, izleyecek vakit paylaşacak vakit bile çizemezken, senin hakkında sadece senin kendin için biçtiğin lafların gölgesinde tanımaya çalışıyor. Arkadaş olmaktan, aile yakını olmaktan, eş olmaktan dost olmaktan her neyse çıkıveriyor. Tekrarlandıkça bu artık silginin ucunda son kursun kalem izine dönüşüyor; duymuyorum, görmüyorum, o kadar acıyorum ki..Oysa insanın bazen çok uzak bir göze kaçıp yerleşesi geliyor. bir de ordan bakmaya. Hayatını yığmak değil, hayat üzerine yığıldığında sakinleyecek bir yere. Benim hayatımda herkes kolaya kaçıyor, gözlerime kaçıyor. Ben de artık yuva gibi hissetmiyorum nihayetinde. 
Söyleyecek sözüm  tükendi, dünya artık bitse de gitsek gibi.

Wednesday, April 27, 2016

Bahar,










bahar gibi değildi. Uzun süredir de hiçbir şey yerli yerinde değil. Bahar geldi, derken bahar geçti bile. Bir iki çiçek lütfen açtılar ve zamanı ortadan ikiye bölüp söndüler. Bolu'da zaman ormandayken güzel. Bolu'da zaman ormandaylen buğulu. Ormanın neşesi kokusunda. Mart ayı güzel bitmişti. Mart'ın son günlerinden ikisi filmlere sarıldı, saklanmak için bir burada bir sandık kutuya sığındı.
Bahar,bu yıl orman koktu.

Zenit, kodak film
Mart'16
Bolu

blu

geçen gün yine geçen güne gittim de geldim.