Showing posts with label places. Show all posts
Showing posts with label places. Show all posts

Monday, October 31, 2011

Zeytin Dalı



Barışın adının verilse verilse Kaz Dağları'nda verilmiş olabileceğini düşünmüştüm oralarda dolaşırken. Son günlerde tüm insanlığa küsmüş ve bunun farkında olmayan yani neyle barışacağını bilmeyen insanları izledikçe...
Neyse!

Bugün haber ve o haberle gelen yorumları dinlememeye karar verip müzik kanallarından birinde durmuştum. Sezen Aksu'nun şu şarkısı çalıyordu. Tam da böyle hissederken:

Bazen daha fazladır her şey
Bir eşikten atlar insan
Yüzüne bakmak istemez yaşamın
O kadar azalmıştır anlam

Neyse ki şarkının diğer kısmı topluyor kederi, ümit dağıtıyor biraz:

O zaman hemen git radyoyu aç, bir şarkı tut
Ya da bir kitap oku mutlaka, iyi geliyor
Ya da balkona çık bağır, bağırabildiğin kadar
Zehir dışarı akmadan yürek yıkanmıyor

Sevgiyle!

Thursday, September 29, 2011

Bergama







Antik kente teleferikle çıkmak değişikti tabi;)
Devamı Berlin'de!
Temmuz' 11

Sunday, September 18, 2011

Ayvalik










Lacivert vespa üzerinde seyahat etmek gibi.ydi.
Temmuz' 11
(hasselblad 500cm + fisheye)

Wednesday, September 14, 2011

Gök

''Sadece doğru zamanda doğru yerde olmak ya da doğru şeyi doğru zamanda yapmak gibi bir şans vardır. İkisi de insanın başına sadece, kalbini hırstan ve planlardan arındırdığı, yaşadığı ana kendini bıraktığı zaman gelir.''

Shantaram~ Gregory David Roberts

Borçka, Karagöl, Artvin
(hasselblad polaback)

Friday, September 9, 2011

Zaman


'' Efsanelerin anlattığı ama herkesin, sadece kendisi için yeni baştan kurduğu bir ülkesi vardır onun. Gökyüzüne dikkatlice bakan gözlerin seçebildiği şu yağmur bulutçuğu belki de...''
Mucizevi Mandarin ~ Aslı Erdoğan
Bir şehri şehir yapan, bir geziyi gezi yapan bircok şey o sıralar okuduğumuz kitaplardan geçiyor sanırım. Peşi sıra takip eden tesadüflerle birlikte kitapta bol gülücüklü, bol çizikli bir başka yolculuğa devam ediyoruz. O an orda dinlenmesi icap eden şarkılarla da başlanmışsa eğer günler, aylar, yıllar sonra belleğin yanılması imkansızdır.Unutmak imkansızdır.
Ordasınızdır.


''...
Bir kokuyla, bir tatla yeniden o yaşlara dönebiliyorsa insan, sonsuzluk budur! Demek ki hiçbirşey kaybolmuyor, hatta ölünmüyor bile, havanin boşluğunda geri gelmeyi bekliyor zaman; hatta belki insan!
Kadından Kentler~ Murathan Mungan

Ayder, Rize
Temmuz' 11
( Hasselblad 500cm. kodak pro 400)

Thursday, September 1, 2011

Ah! Neşesi yeter!






neşe içinde bir eylül olsun.

Uyanıyorum. Elimde Shantaram.863 sayfa. Okuması uzun süreceğe benziyor. Hindistan öncesi Hindistan hakkında başka kitaplar okumak varken niye bu kitaba yöneldim bilmiyorum ama bir müddet sonra iyi bir seçim olduğunu anlıyorum.
Şimdi, sabah kahvesinin insana vermeye çalıştığı yalancı dinginlikle başbaşayım. Kahvaltı uzun süredir ortalıklarda görünmeyen birşey. Büyük bir seromoni halinde hazırlandığım ve yaptığım kahvaltılardan sonra ''şey'' haline dönüşmesi beni epey şaşırtıyor ama düzene sokmak için de hiç çaba göstermiyorum.
>
Fk arkadaşlarıyla kahvaltıya gidiyor. Kahvaltı yapmam için sıkı sıkı tembihliyor beni de. hı hı deyip, yine geçiştiriyorum.
A'nın bir yıl önce benim icin özene bezene doldurduğu cd ile başbaşa kalıyorum sonra. Neler neler çıkıyor. Ne çok özlemişim Bülent Ortaçgil'i. Peri'ye yorum bırakıyorum kırmızının bilmediğim halleri hakkında. Yazdıklarımı okudukça gülesim geliyor ama onca şeyi silersem de ayıp olacak. Yollandı diyor.
>
Saat 1. Ben açım. Kahvaltı geçti, ara öğün geçti, öğle geçmek üzere. Kazdaglari'nda aldığımız zeytinyagina yine oradan aldığımız kekiği döküyorum. Oralardan aldığımız herşeyde bambaşka bir tad var. Vedat Milor kesiliyorum kendi başıma. Ortalık kekik kokuyor. Ekmeklerin üzerine sürdüğüm karışımı fırına verip üzerine kaşar ekliyorum. Bekliyorum: çıksalar da yesem.

Adatepe Köyü
Temmuz' 11
(hasselblad 500cm)

Tuesday, August 30, 2011

Şiir Gibi


Sabah Ayvalık'ta güzel bir lor böreği eşliğinde kahvaltımızı yapmış, haydi bugün de karşıya geçelim demiş, üstüne de 2 saat tekne beklemiştik. Gelen teknede kendimize güzel bir yer seçip, bacakları özgürlüğüne kavuşturduktan sonra Edip Cansever'in eşliğinde geziye başlıyoruz. Elimizde koca bir külliyat. Bir o okuyor şiir, bir ben. Öncelik bana kalıyor kura sonucu. Bloguma da isim annesi olmuş şiirle başlayıveriyorum:

Bir göz atıyorum denize
Çın çın ötüyor balıklar
Bu bir giyilmiş ayakkabıdır diyorum
Bu bir sulanmış peynirdir diyorum
Bu bir haşlanmış patates elinizdeki
Bu insandaki ezgi
Bu insandaki akıl
Bu kanundur kanun
Çileğin çilek oluşu gibi.

Adaya varmamıza biraz daha var. Bir şiir daha sığar diyoruz. Rastgele açtığımız kitaptan falımıza şu şiir çıkıyor:


bakmalar görüyorum bütün gün türlü bakmalar
pencere bakması, sabahlar bakması, yeşil otlar bakması
hepsi de beni buluyorlar, hepsi de bir yağmur uysallığında
gördüm suyun ki yumuşak, gördüm ağacın ki katı
gördüm ama şey, gördüm ama nasıl, gördüm ama bu kadar göz
aynı bir gözler denizi, aynı bir o kadar canlı.



yok denecek bir şey ama var var
yılan yılan çinkoya mavi
damın altında kaç sıra tuğla eksik eksik
niyedir bilmiyorum pencere koysak mıydı adını
bir ördek, bir keçi yavrusuyla dışarısı
gebe karnıyla bir kadının
güneşin döndüğü tepsiye vurmuşlukla
vay çiçekleri, kedileri bakmak bakmak yapan elim
nedendir bilmiyorum ellerim tutsak mıydı.

yok bir yanıtın nereye diyenlere
bir buz titreşimi gibi sallantılı ve şaşkın
ve çabuk bir merhaban vardır bir yerden gelenlere
o bir yerler ki, diyelim çok uzak olsun
sen gelmiş gibisindir oralardan, otobüslerden
yollardan, deniz üstlerinden topladığın gülüşlerle
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

"...yorulduğun zaman söyle
susalım, hiç konuşmayalım istersen
sussak da, hiç konuşmasak da, sözlerin senin
açık denizler gibidir zaten elimde
her zaman, ama her zaman bir kıyıyı sezdiren..."


dallar mı kırılmış, sarmaşıklar mı toz içinde
beklesem hemen gelecek olduğun
tam öyle olduğun
oysa hep yanımdasın, seninle her şey yanımda
kırık dökük de olsa yanımda
mesela çok sevdiğin bir deniz bile yanımda
o deniz ki aramızda hiç kımıldamadan
erkeğini iyi tanıyan bir kadın gibi yorgun.

bütün iyi kitapların sonunda
bütün gündüzlerin, bütün gecelerin sonunda
meltemi senden esen
soluğu sende olan
yeni bir başlangıç vardır
parmağını sürsen dünyaya, rengini anlarsın
gözünle görsen elmayı ,sesini duyarsın
onu işiten yuvarlağı sende kalır
her başlangıçta yeni bir anlam vardır.
nedensiz bir çocuk ağlaması bile
çok sonraki bir gülüşün başlangıcıdır.
dediğimizde yel degirmeninin gölgesine sığınmış, pikniğimize başlamıştık.
Cunda
Temmuz' 11
( fotoğrafların bazıları nikon D90 ile bazıları hasselblad polaroidle çekilmiştir.)

blu

geçen gün yine geçen güne gittim de geldim.