Showing posts with label yk. Show all posts
Showing posts with label yk. Show all posts

Sunday, July 15, 2012

Monday, June 25, 2012

Kütüphane


'' ...
artık bize yabancı birçok halimizin
birbirine karışarak
akıp gittiği zamanların içinden
çekip alır kendini, bir an
yalnızca bir an
nice başıboş ve unutkan ayrıntıyı
ışıltısında yeniden anlamlandıran
... ''
M.Mungan



Wednesday, October 19, 2011

Havalandırma

Rüzgarın getirdiği
uzak kır kokuları
genzimizi yakarken
guneşin ve sevginin
gülümseyen sevinci
dolduruyor bengisuyla
yaşamın altın testisini
...

Dört yanımızı çevirmiş
olsa da dikenli teller
açık havada şöyle
derin bir nefes almak
merhaba demek güne
yaşamla yeniden
kucaklaştırıyor insanı

Ahmet Telli- Saklı Kalan

Ayvalık
Temmuz' 11


Wednesday, September 21, 2011

Wednesday, September 14, 2011

Gök

''Sadece doğru zamanda doğru yerde olmak ya da doğru şeyi doğru zamanda yapmak gibi bir şans vardır. İkisi de insanın başına sadece, kalbini hırstan ve planlardan arındırdığı, yaşadığı ana kendini bıraktığı zaman gelir.''

Shantaram~ Gregory David Roberts

Borçka, Karagöl, Artvin
(hasselblad polaback)

Tuesday, August 30, 2011

Şiir Gibi


Sabah Ayvalık'ta güzel bir lor böreği eşliğinde kahvaltımızı yapmış, haydi bugün de karşıya geçelim demiş, üstüne de 2 saat tekne beklemiştik. Gelen teknede kendimize güzel bir yer seçip, bacakları özgürlüğüne kavuşturduktan sonra Edip Cansever'in eşliğinde geziye başlıyoruz. Elimizde koca bir külliyat. Bir o okuyor şiir, bir ben. Öncelik bana kalıyor kura sonucu. Bloguma da isim annesi olmuş şiirle başlayıveriyorum:

Bir göz atıyorum denize
Çın çın ötüyor balıklar
Bu bir giyilmiş ayakkabıdır diyorum
Bu bir sulanmış peynirdir diyorum
Bu bir haşlanmış patates elinizdeki
Bu insandaki ezgi
Bu insandaki akıl
Bu kanundur kanun
Çileğin çilek oluşu gibi.

Adaya varmamıza biraz daha var. Bir şiir daha sığar diyoruz. Rastgele açtığımız kitaptan falımıza şu şiir çıkıyor:


bakmalar görüyorum bütün gün türlü bakmalar
pencere bakması, sabahlar bakması, yeşil otlar bakması
hepsi de beni buluyorlar, hepsi de bir yağmur uysallığında
gördüm suyun ki yumuşak, gördüm ağacın ki katı
gördüm ama şey, gördüm ama nasıl, gördüm ama bu kadar göz
aynı bir gözler denizi, aynı bir o kadar canlı.



yok denecek bir şey ama var var
yılan yılan çinkoya mavi
damın altında kaç sıra tuğla eksik eksik
niyedir bilmiyorum pencere koysak mıydı adını
bir ördek, bir keçi yavrusuyla dışarısı
gebe karnıyla bir kadının
güneşin döndüğü tepsiye vurmuşlukla
vay çiçekleri, kedileri bakmak bakmak yapan elim
nedendir bilmiyorum ellerim tutsak mıydı.

yok bir yanıtın nereye diyenlere
bir buz titreşimi gibi sallantılı ve şaşkın
ve çabuk bir merhaban vardır bir yerden gelenlere
o bir yerler ki, diyelim çok uzak olsun
sen gelmiş gibisindir oralardan, otobüslerden
yollardan, deniz üstlerinden topladığın gülüşlerle
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

"...yorulduğun zaman söyle
susalım, hiç konuşmayalım istersen
sussak da, hiç konuşmasak da, sözlerin senin
açık denizler gibidir zaten elimde
her zaman, ama her zaman bir kıyıyı sezdiren..."


dallar mı kırılmış, sarmaşıklar mı toz içinde
beklesem hemen gelecek olduğun
tam öyle olduğun
oysa hep yanımdasın, seninle her şey yanımda
kırık dökük de olsa yanımda
mesela çok sevdiğin bir deniz bile yanımda
o deniz ki aramızda hiç kımıldamadan
erkeğini iyi tanıyan bir kadın gibi yorgun.

bütün iyi kitapların sonunda
bütün gündüzlerin, bütün gecelerin sonunda
meltemi senden esen
soluğu sende olan
yeni bir başlangıç vardır
parmağını sürsen dünyaya, rengini anlarsın
gözünle görsen elmayı ,sesini duyarsın
onu işiten yuvarlağı sende kalır
her başlangıçta yeni bir anlam vardır.
nedensiz bir çocuk ağlaması bile
çok sonraki bir gülüşün başlangıcıdır.
dediğimizde yel degirmeninin gölgesine sığınmış, pikniğimize başlamıştık.
Cunda
Temmuz' 11
( fotoğrafların bazıları nikon D90 ile bazıları hasselblad polaroidle çekilmiştir.)

blu

geçen gün yine geçen güne gittim de geldim.