Monday, February 27, 2017

tıpkı büyücü gibi






27.02.2017
Ankara

İyi ki bütün bunlari birlikte yaşayabiliyoruz. Tırmık sesi toprağı gıdıklarken havalanan toprağın iki aya çileğe duracağını bilmek şaşkınlık veriyor." tıpkı büyücü gibi" diyorsun.  Kendi klisafonumuzu yapabiliriz diyorsun demirlerden dalları geçirerek. Onlara aksam şarkısı hediye ediyoruz. Sayende bazen bağıra çağıra şarkı söylemek rahatlığını yaşıyorum, bağıra çağıra. oh ho! Önemsemiyorum, kim var kim yok. Hayata tutunuyorum. Çok güzel gülüyorsun; tıpkı büyücü gibi.

Thursday, February 23, 2017

durmadan, durmadan yürümek













Kalbimden sessizliğe karışmak geçiyor ama evdekileri ikna edecek gücüm yok. Bu keyif için daha baştan tükenmek işime gelmiyor, lafını bile etmiyorum. F arıyor pazardan: ''S'ler gölete yürüyeceklermiş.'' ''Çok güzel'' diyorum. Bıdığı ikna etmek kolay oluyor haliyle: Ada da gelecekmiş.
Yürümek çok, çok mutlu ediyor beni. Önünden geçtiğimiz badem ağaçlarının baharda nasıl bir eğlenceyle bizi karşılayacaklarını hayal ederken S diyor ki: ''o ökseotuymuş. yerleştikleri ağacı kuruturmuş yavaş yavaş.'' Bu benim daha geçenlerde boncuklarını çok sevdiğim ağaç değil mi? O an bir çocuk gibi titremeli bir hayal kırıklığı yaşıyorum. Uzaktan uzaktan ama hep bi şaşkınlıkla izliyorum bitkiyi. Akşam eve geldiğimizde yorgunluktan kimse kimseye dokunmuyor. Çizgi film- makaleler- kitaplar. Gözler yavaş yavaş düşüyor, haydi hep birlikte uyuyoruz.

Tuesday, February 14, 2017

Akşam yemeği


                                                                            Öykü Günü
Bugün Nur ile iki değil bin lafın belini kırdık telefonda. Sesler ne özel. Hemen karşımda yerini alıverdi tüm bunlar olurken. O üst geçitten bakarken  kaderlerimizin hızını mı ölçmüştük de sonrasında yediğimiz horoz şekeri tatlı bir an kederli bir havaya katılıp gitmişti. El bile sallayamamıştık belki de. Geçmiş gün, ağrısı başka hızı başka bellekten çıkması ise çok güç neredeyse.

Kırmızı kameram mantomun cebine sığacak boyutta. Bugün buna sevinilir işte. Ellerim ayazı fazla kaçmış soğukla münakaşaya bile girmeyecek. Adımlar hızla okula yönelenecek. Baş aşağı düştü, pencerede kendini görmemeyi seçti. Yine de kendine  yönlenmiş merceğe ön dişlerinden gülümsedi.

peynir. bulut. dal: akşam yemeği.

gülkuzusu





Şubat'17
Ankara

minderi kendinden yaylı  hafta sonuna dair 3 şey :

buz gibi hava, kırağılı camlardan geçerek alınan ekmek,

bi kahve içeriz değil mi? nin sebebinin  kızımıza fal baktırmak amacı taşıması (ama komik yani) ve belki bir kırk yıl daha istememiz

hafta sonu madem ev onunsa ve hepimizinse koca bir yığın cumhuriyeti inşa ederiz. herkesin dağınıklığı herkese olduğundan  çöpcü premses bu olaya bir el atar ve dans ederek bir Elsa olur ve çıbığıyla tüm evi dondurarak düzeltir. Evet, kendine çiçek alan bir premses o.

Sunday, February 12, 2017

Kırmızı pelerinli Gül Kamplumbağa

 Şubat'17
Ankara
''Kamplumbağalar yavaş gittikleri için yaramazlık yapamazlar'' dedi. Kalbimin gıdıklandığını hissederek güldüm, pekala dogru olabilir. Yaramazlık isminin tuhaflığının aksine heyecanlı bir çocuk olmak için süt kadar gerekli olduğuna inandırdı beni. Gölgelerin arasından geçerek gitmeye çalıştığımız evimize  hiç istemediğim ama alınacağı artık kesin olan kaplumbağaya hangi isimleri versek diye konuşa konuşa ulaştık. Bir kaplumbağa 'Gül' ismiyle anılmaktan ne kadar hoşnut olur emin değildim sonunda ve hala.

Saturday, January 28, 2017

Yürümek



“Yavaşlığın düzeyi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır; hızın düzeyi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır.Yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. Bir şey anımsamak isteyen kimse yürüyüşünü yavaşlatır. Buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır.” diyor 
-Milan KUNDERA, Yavaşlık'ta

blu

geçen gün yine geçen güne gittim de geldim.