Wednesday, May 31, 2017

sabah- öğle- ikindi- akşam where is kuşluk?

sabah:

çünkü insan sabah çok erken saatlerinden  beri uğraşıp yapamadığı eflatun turna kuşu için ağlar. maksat dökülmek olsun. bak işte! mükemmel ağlayamam. hah!

öğle:
ruhuma şifa olmasını istediğim ezgiler adeta bir bela idi. kafamdaki tuhaflık kocaman bir ağrıya dönüşüp kanepeye kitledi beni.

ikindi:
sanırım daha çok ağrı çekmek için orta şekerli bir kahveyi yudumladım. emin değilim. kitaptaki cümleler ikişerleşerek kayboldular o arada. uyumuşum. güzeldi düşüm: kitap yazıyordum kaçan kelimlerle.

akşam:

bir değişiklik oldu ve yağmur yağdı. okula kızımızı almaya gidecekken sağanağa döndü. dönerken güneş açtı. F gitti, ben ince giyinmiştim ve tek şemsiyeye sığamazdık. avını bekleyen tilki gibi sinmiş tam o köşeden çıkmalarını bekliyordum. konuşaan bir fotoğraf yakalamak, armağan etmek istiyordum. olmadı, arkadan araba geçti hiç hesapta yokken. ben de kuğuyu bir kırmızı şemsiye ile bıraktım, suda gezindi.


Tuesday, May 30, 2017

Dikkat gerektirip önem arz eden mevzular.


Sadece fotoğraflarımı paylaştığım, başka, bambaşka bir alan istiyorum. Bulacağım bugün yarın. Yormayan, beni hep aynı noktaya ve duygulara getirmeyen, sıkıcılıktan  uzaklaşmış ve  kişileşmemiş.  Daha çok filme geçirmek, harekete sokmak istiyorum. An'ları şarkıda hep birlikte tutmak istiyorum. Vivian Maier'i düşünüyorum. Şimdi yaşasaydı nasıl tahammül gösterebilirdi. Bulurdu bir çaresini muhakkak. Derdi sevinci; tutkusu çünkü. Ben bunu ıskalıyorum dünyalığımla. Şimdi doya doya sevebilirsiniz birbirinizi, diyorum içimden. Sonra pikniğe götürüyorum kendimi. Yemişim dilbilimini. Beklesin.


Kafam öyle dolu ki güllerin yanından kıvırta kıvırta geçen tırtılın henüz farkında oluyorum; fotoğrafa tekrar dönüp baktığımda.Yıl bitiyor, yıla dair hatırladığım dinmeyen bir yetişme hali. Yaşadığımdan çok az şey anladığım yıl. Sonra diyeceğim ki:''şimdi ki aklım olsaydı...''
Şimdi ki aklım olsaydı tırtıllla ilgilenirdim. Güllerden yaptığı yuvasına gidişi takip ederdim. Belki sonunda benden bir öykü dinler ondan bir gül şerbeti içerdik. Kısmet, her şey kısmet.

Ay Dede'nin peşinde








.dün gece.
Bulutlarla saklmabaç oynayan Ay Dede'nin peşindeydik kameralarımızla. Renkten renge, cümbüşten cümbüşe... Belki bir gün Kuzey ışıklarını görmeye gideriz, dedim. Anlaştık. Dileklerimizi soldaki bulutun arkasına saklanmış Ay Dede`'nin koluna astık, kaçtık...

Friday, April 28, 2017

sakura














Bilkent
28 Nisan 2017


''... sen ne yaparsan yap, hayat durmaz. Anca oturup bir dakika düş görür.''
taç yapraklarına sığındığımız tüm düşlere...
İnsana Hiç Rahat Yok Kendinden- Grace Paley

Sunday, April 23, 2017

Suzy ve Suzy






Masal battaniyemizin altinda gecirdigimiz karli bir haftasonundan geriye kutlamasini evde yaptigimiz 23 Nisan bayramimiz kaldi. Kalbi oyle istemedigi icin partiye gitmekten vazgecti. Bu karar beni biraz gicik etmedi degil fekat sarildik film izledik. Mary Poppins'i cok sevdik.  Erigin eksi ama muhtesem tadindan soz ettik akita akita. Bir ara bana su gunlerde cok sert oldugumu, benimle konusmaktan keyif almadigini soyledi. Kafam o kadar daginik ki ortami duzeltmek icin ricadan ziyade emirlere yigilip kalmis gibiydim sanki ve her hareketine daha cok mudahale etmistim belli ki. Hakliydi, ozur diledim. Yine sarildik. Tatli yaptik, susledik. Elinin degdigi her sey daha kiymetliydi. Cunku o yapmisti, o suslemisti, o tasimisti tabaklari. Her seyimiz ayniydi ve o aynilik acayip mutlu ediyordu.
Simdi uyuyor, gidip gelip sariliyorum. 23 nisan sarilma gunumuz kutlu olsun!

Hava imkan tanisaydi Wes Anderson' Moonrise Kingdom'indan esinlenip daha cok Suzy olacaktik. Hatta ben (Goknurella) Penelope olacaktim efil efil elbisemle. Her seyin uzerine kar yagdi. Mutlulugu havaya birakmamistik neyse ki , oldugu kadar guzeldik:) iyi ki bayramdi; tatli tatli.

Friday, April 21, 2017

felekten bir gün










 yağmurun yağışına dırdır edecek değiliz. Kafamız dummadumdummadumsa  verelim biraz karbonhidrat biraz kırmızı sonra kahveye gidelim. film izlemeyi başka bir kafam attı gününe bırakalım ki canına okumayalım günün. tüm kalbimizle dışrıda olmayı istiyoruz çünkü. çok şükür kampüs buna yetiyor. leylaklar donmadan açabilse bari, kırmız japon çiçekleri de donmamış, süs erikleri erkenden döküldü zaten.  pıt pıt dolaştığımız yağmurla eve döndük. F'nin yanında olmak ne iyi geldi.

her şeyi bir kenara bırakalım. koşturmaktan sıkıldım, dedim kendi kendime. merak duygularım da bir eksik. böylesi daha iyi belki de insan ne istediğine neyi istediğine daha iyi yoğunlaşabiliyor. okumak istediklerim, dinlemek istediklerim, izlemek istediklerim, giymek istediklerim, öğrenmek istedikler  vıdı bıdı .... bile şekiller değiştirerek geliyor. bu çok hoşuma gidiyor. dikiş dikmeyi öğrenmek istiyorum, adabınca çizebilmek istiyorum, içinde daha çok yol geçen  ve İzlanda filmi izlemek istiyorum, ülke ülke çocuk filmlerini derleyip izlemek istiyorum,sünen kitaplardan uzaklaşmak kendi seçkimi oluşturmak istiyorum, kampa gitmek istiyorum dağlara tırmanmak istiyorum.

tüm bunlar için içimdeki kikirtiyi susturmuyorum.

Tuesday, April 18, 2017

İstanbul'a
























8 Nisan 2017
İstanbul
''Ben İstanbul'a gidiyorum'' diye diye geçirttiği bir haftaiçinden sonra gece treniyle İstanbul'a vardığımızda İstanbul sanıyorum zihninde martı gibi bir şeydi. Simitlerle beslenen martıları izlemeyi çok sevmişti İstanbul'u merak edip izletince. Martıların kendi kadar olduğunu görünce belki bu fikrinden vazgeçmiştir ama İstanbul bana insan kusan martı gibi göründü adeta. Trenden aldığı merak ertesi gün motor(vapur) bıraktı yerini ve  Totoro film müziklerini dinleyerek vardığımız adayı görünce atlara binmeyi gözüne kestirdi. Bir yukarı bir aşağı bakınca zihnimizde kocaman tebessümle yerleşmiş 'yürüme sevdası' hoşuna gitmemişti belli ki. Yürüdük.İki mıkmık üç adım, beş  adım üç mıkmık derken baya yürüdük. Komik, tatlı mı tatlı bir havada adada olmak, adanın nazik insanlarıyla sohbetle geçen güzel bir gündü. O güne dair en çok dondurma, en çok yürüyüş kaldı aklında:) Atlara binmezsek bir daha gideceğini sanmıyorum. Atlara yazık değil mi? bir sonraki vuruş.

N ve O ve Öykücüm bizi uğurlamaya geldiler. Sohbet öyle güzeldi ki az kalsın otururken kaçıracaktık. Bu belki F'nin hayatına 'otururken kaçırdıkları' uçaktan sonra güzel bir anı olarak eklenecekti. Uzun zamandır arkamı dönüp el salladığım birileri olmamıştı, öyle kıymetliydi ki. Keşke daha uzun bir zaman dilimine konabilsek ve acelesini bulutlara verip yollasak günün. belki bir gün.

Zaman çabuk geçti ve daha çok yollardaydık. Hepimize iyi geldi bu hediyesine bağlanmış doğumgünü:iyi ki doğduk.

Çok önemli bir karar olarak bisikletimi LiLa renge boyamaya karar verdim. Bu bahar bana her şey LiLa.