Showing posts with label bilkent üniversitesi. Show all posts
Showing posts with label bilkent üniversitesi. Show all posts

Saturday, December 10, 2016

hepimizin çocukluğunu yaşıyoruz birlikte, çift dikiş.






Kasımın ılık günlerini sarı yapraklarla kutlarken fır fır dönen başımızı birbirimizden başkasına yaslayamıyacağımızı biliyorduk. Bu güven tüm her şeye bedel. Seviyordum, gittim konuştum: birbirimize küstük sonra kurabiye yapmayacakmışız gibi. Birbirimizde hem geçmiş hem gelecek oluyorduk.  Akşam ezanı okunmadan eve dönüyorduk, ve sadece ben gülümsüyordum.

Kasım'16
Bilkent
(nikon N80- kodakfilm)

Tuesday, May 24, 2016

Homur homur









öten kuşlar bugün şapkasız çıkılmasın diye söyledi. İki gündür  serin bir kış yaşadığımız için bir mucize olarak gelen güneş alçaktan seyir halindeydi. Annem bugün gitti. Tuhaf bir konuşma geçti aramızda. Benden epey uzakta olduğunu sandığım annem şaşkın! Ne yapabilse de her şey iyi olsa diye endişeleniyordu. Annem büyüdükçe daha çok itiraf ediyordu. Bense artık ipin ucunu çoktan kaçırmış hissinden ayrılamıyordum. Onun yanında ağlamadım,elbette. Güçlüyüm ben. güçsüzüm, çok güçsüz ama ağlamadım. Mürver çiçeklerini güneş hırpalamasın diye öğle arası toplamaya gittik. Reçel mi, likör mü, şerbet mi, kurutup çay mı yapsak? Hangisi olursa olsun ona çok, çok güzel bir zaman vereceğim. İşte o an! o tat bana ipin ucunu sıkı sıkı yakaladığım günleri getirecek. Belki bu sefer içime sığmayan neşeden ağlarım, çaresizlik geçmiş gibi bakakalır ardımdan.

Mayıs'16
Bilkent

Tuesday, April 26, 2016

Kiki








Türlü türlü kötülük fink atmasaydı etrafımızda  Kiki'nin sevincini karelerle sergileyebilirdim. Biliyoruz ki adını andığımızda yanı başımızda bitiveriyor şu günlerde ve hiç lafını dahi etmeyelim bu yüzden.

23 Nisan çocuk bayramını işittiğinden beri Miyazaki'nin  Kiki cadısı olmaya meyletmiş canım evladıma kulak verdim ve ucuza kaçıp aldığımız ve trt dışında bişi çekmeyen radyosu, mavilikten beslenen otobur kedisi, kırmızı lohusa tacıyla adeta bir Kiki idi. Kiki daha sonra kendisini çöpcüler kralı Şaban'a döndürecek süprüngesini de aldığı gibi uçtu. 2 saat sonra hiç de yorulmamış gibi bizimleydi. Ona bakınca dünyanın en tatlı süprizli yorgunluğunu hissedip '' ne güzel bir gündü hoh'' diyerek üç badem şekerini de mideye indirdik çünkü bugün bayramdı. Yaşasındı çocuk olmak. Çocuklar yaşasındı huzurlu ve dokunulmamış.

Tuesday, April 19, 2016

Serin bahar geceleri










bir baykuşun uguhu ughularıyla geçerken pembe çiçekli sakuralar artık yerlerini beyaz fare dişlere bırakıyordu ve biz biraz konuşup çokca susup an'ı kaydederken bir karınca son yükünü yüklenmiş kumdan tüneline doğru koşturuyordu. Durduk, parkedip arabamızı, tüm dikkatini sırtında taşıdığı yüke veren karıncayı izledik. Bir karınca kadar olamıyoruz, dikkatimiz çoktan bölmeli anlamsız işler müdürü. üff.
Bir tur daha atarsak uyku serinliğe kavuşacak. Haydi bir tur daha, fare dişler arasında!

Friday, April 15, 2016

Pembe limonata






Evvel, zamana karışmadan yetiştirilen hikayeler...
Dakikalar tikitikitaklayarak raylarda gıcırtılı,gri bir ses çıkartırken baharın her bir yandan neşeyle renk saçması; çocukluk işte. Duraklatıp aynı karelerde tekrar tekrar yaşamayı isteten günler, Baharlık, yazlık kışlık ve güzlük olarak kendimizi ayırdıgımıza göre baharlık olarak kalmaya karar verdik. Bir çok bahar toplayabiliriz, bir çok bahar verebiliriz. baharda olmak, biraz çok şükretmek gibi. Durmak yok, çoşkuyla devam yaşamaya! Baharda ancak dallar kırılır binlerce pamuğun altında, toprağa düşerken o sert dal pamuk gibi olur, rüzgar ellerini uzatır alır götürür ve  bir pencereye bakan şükreden ağaç olur.
Çok şükür.

Nisan' 16
Bilkent

dondurma ağacı

bir güzel havalar geleneği: şey'lere tat vermek Bilkent Nisan'18